25 Nisan 2018 Çarşamba

FİRAVUN...VE EGO..!

  Mehmet Selam

          haberdinamik@gmail.com
         FİRAVUN...VE EGO..!

FİRAVUN mantığı KENDİSİNE TAPINMA  mantığı mıdır?..

Kendi ilmimle bir yerlere geldim..

Ben yaptım..

Ben de daha ne cevherler var..

En büyük benim..!

Diyerek Lütüf ve ihsan sahibinin yolundan çıkarak zülüm güzerhanına giren kaç kişi iflah olmuştur..?

Değerli bazı yazılar ise şöyle..

 “KENDİ SESİNE AŞIK BÜLBÜL”

İşte “Sen kimsin?” başlıklı yazıdan çarpıcı bölümler:

“(...)Farz edin ki bir işadamısınız; dünyadaki ticari hareketlilikleri saniyesi saniyesine takip ediyor, "verimlilik", "ölçülebilirlik" gibi modern işletme biçiminin ışıltılı kavramlarıyla şirketler yönetiyorsunuz. Ve bir duygu kavuruyor içinizi. Önce fısıltılar halinde duvarlarla paylaşıyorsunuz başarınızı; o ses yankı yaptıkça büyülüyor sizi ve daha gürül gürül konuşup "tırnaklarımla geldim buralara" demeye başlıyorsunuz.

Size kader rüzgârlarını hatırlatmak isterse bir dostunuz; ya da lütuflardan bahsederse bir yâranınız kariyer planlamanız ın ve stratejik hamleleriniz in küçümsendiğini düşünüyor, alınganlık gösteriyor, yalnızlaşma sürecinin size dayattığı kalabalıkların teveccühüne sığınıyorsunuz ve kendi sesine âşık bir bülbül edasıyla "Ben kendi ilmimle kazandım" deyiveriyorsunuz. Ve hatırlamıyorsunuz ki bu cümleyi Karun telaffuz etmişti yüzyıllar önce ve Kur an nakletmişti her asra, her nefse hitaben. Heyhât!(...)”

“ŞİŞKİN EGOLAR VE FİRAVUN”

“(...)Farz edin ki siyasete atılmışsınız. Farz edin ki bürokratsınız... Farz edin ki eğitimcisiniz... Her mesleği, her kulvarı içine alan ve çoğu kez insanı sürükleyip götüren bir akıntıdan söz ediyoruz. İnsanlığın en büyük sınavı kendi benliğiyledir. Dün de böyleydi, bugün de böyledir, yarın da böyle olacaktır. Şeytanın "Sen kimsin, ben kimim?" sorusuna karşı "Sen sensin, ben de benim" demesi boşuna değildir. Ne var ki bugünkü kadar hiçbir dönemde egolar adeta ayinler eşliğinde topluca şişirilmemiş, "ene"ler Firavun u kıskandıracak kadar sahte belagatın ve fesahatin himayesine girmemiştir.(...)”

“YOL ARKADAŞLARININ HİZMETİ”

“(...)Ben diyen sen diyemez. Ben diyen biz de diyemez. Israrla ben diyen şayet "sen" ya da "biz" gibi kelimelerle bir şeyler ifade ediyorsa o cümlenin altını kazıdığınızda da yine bir benlik davası bulursunuz. Ben demenin ayıplandığı bir ortamda uydurulan ve daha geniş daireleri işaretleyen kelimeler de yine enaniyetin bir başka şekilde yansımasıdır.

Benlik davası güdüldüğünde birlik, beraberlik, dostluk, kardeşlik gibi kavramlar temelden sarsılır. Çünkü "Kendini beğenen, başkasını beğenemez." İnsan kendi öz muhasebesini kendini sarsa sarsa yapacak ki, kendi ayıp ve kusurlarını Rabb ine arz edecek ki ve dahi günahlarına bahane bulmaktan vazgeçecek ki paralel yol arkadaşlarının çilesini, ıstırabını, gayretini, hizmetini, sıdkını anlayabilsin.(...)”

SON YAZILARI

Cemaat ve Tarikat şimdiki zaman ASALET NERDE OLUR FİKİR NAMUSU VE GAZETECİLİK Yaşamak veya Ölmek Türkiye ye Format Atmak Sahtekar Münafıklar.. Kuruyunca Sularsın, Uzayınca Budarsın.. Sermayesi Hırsızlık olanın İflasın Eşiğindekiler... FİRAVUN HASTALIĞI

YORUMLAR

KÖŞE YAZARLARI

Flash Haberler

Copyright © 2010 HABERDINAMIK.COM