24 Ocak 2018 Çarşamba

FİRAVUN HASTALIĞI

  Mehmet Selam

          haberdinamik@gmail.com
         FİRAVUN HASTALIĞI

 FİRAVUN HASTALIĞI

 Bu Hastalık öyle bir hastalıktır ki , kişi bu hastalığı asla kabul etmez. En yakın  çevresine de bulaştırır da ,onlarında felaketine sebep olur..

Firavun Hastalığının özeti   Kendisine Tapan İnsan karakteri taşır.

Bu nefsine tapınma konusu,bu tip karaktere sahip firavunlarda o kadar ileri gitmiştir ki, EN UFAK BİR KEYİFLERİ için, tüm dünyayı cehenneme çevirirler de umurlarında olmaz.

Son dönem firavunlarının özellikleri belli başlı olarak,

1- Cahildirler... Kesinlikle bilgi namına birşey barındırmazlar. Hayat dan ders almazlar ve doğruluğu ilke edinmezler. Her cahil de olduğu gibi FİRAVUNLAR da BEN BİLİRİM cidirler.

2-Kimseye güvenmezler..!  evet..!  Her firavun kendisi çok şerefsiz olduğu ve hiç bir sözünü tutmadığı için, herkesinde öyle olduğunu sanırlar. Firavun, aldığı hiç bir şeyi geri vermez.. BORÇ almış olsa da vermez, ticaret yapsa da vermez.. ceplerine giren bir daha çıkmaz.. Ancak azrail çıkarır..

3-YALANCIDIRLAR... Her firavun yaşına başına bakmadan, yüzlerce okkalı yalan atar...herşeyi kullanır.. Dindar insan için maneviyatı, ihtiyacı olanlar için parayı,ve aklına ne gelirse şerefsizce kullanırlar. Çok yalan atarlar.

4- ŞATAFAT VE LÜKSE DÜŞKÜNLÜK... çok ilginçtir. Zamanın firavunları  MERCEDES meraklısı ve hava atma peşindedirler.LÜX VİLLALARDA yaşarlar.. Yüzlerce insanı mağdur ederek ,perişan ederek ,hayatlarına mal olacak darbeleri bir taraftan indirir,haklarını ve alacaklarını vermezken , diğer taraftan şatafatlarından bir milim feragat etmezler... Örneklersek, bir bekçiye 750 tl maaşını veremiyen  ve aylarca perişan bırakan bir firavun, 750 tlye MERCEDESİNİN DEPOSUNU doldurarak benzin olarak harcar ve bekçisinin önünden utanmadan da geçer..

5-KİBİRLİDİRLER... bu kibir konusu da firavunların ortak özelliğidir. İnsanlara, insan gibi muamele etmezler. 

Hatalı ve kabahatli oldukları zaman bile, asla dile getirmez ve KİBİRLERİNDEN TAVİZ vermezler.Bir insan bu konuyu dile getirdiğinde ise asla kibirli olduklarını kabul etmezler.

6- Kısaca firavunlar başkalarının EMEĞİNİ, HAKKINI, ALIN TERİNİ, SIRT TERİNİ, BİLGİSİNİ, ALMAYA ve serre kadar karşılığını vermemeye alışkındırlar.

7- Kendi vereceklerine asla kafa yormadan ,ama kendi bir kuruş alacaklarına utanmadan anında taliptirler. örneklersek, bir firavun bir adama 1 trilyon borcu olsun, ama aynı adamdan 10 lira alacaklı olsun... Bu durumda şerefsiz firavun davranışı  vereceğini hiç gündeme getirmeden 10 lirasını istemek olarak görülür.

Özetle, Allahın Lanetlemiş olduğu FİRAVUNU insanın lanetletmesi ne değiştirir ?

Her firavun kör gözleri ve sağır kulakları ile ve idraksiz beyinleri ile tiranlarına devam ederler..

İMANİ YÖNDEN İSE aşağıdaki yorum daha uygundur

Kuran’da bildirilen insan karakterlerinden biri de Firavun’un karakteridir. Rabbimiz Firavun ile ilgili ayetleri indirerek kullarına sakınmaları gereken kötü ahlak özelliklerini bildirmiştir. Bu nedenle müminlerin Firavun’un karakterini tüm detayları ile öğrenmeleri ve bu kötü karakter özelliklerinden sakınmak için ciddi bir çaba sergilemeleri büyük bir önem taşımaktadır.

Firavun Karakterindeki Kişilerin Genel Özellikleri
Kibirlidirler


Firavun'un en belirgin özelliklerinden biri enaniyetli yani kibirli olmasıdır. Sahip olduğu mülk ve idari gücü, onun emrindeki insanlara karşı büyüklenmesinin ve kibirinin artmasına neden olmuştur. Firavun; ayetlerde bildirildiği üzere varlık içinde şımarmış, kibirli, alaycı, kendini tüm mal ve mülkün sahibi zanneden (Allah’ı tenzih ederiz) ve vicdan, merhamet, hoşgörü gibi insani tüm vasıflarını kaybetmiş biridir. Bu nedenle de halkına, hiçbir rahatsızlık duymadan acımasızca eziyet edebilmiştir. Şefkat, sevgi, saygı ve vefa gibi insani hiçbir duygu taşımamaktadır. Üstünlüğü sadece mal ve güç zenginliğinde aramakta, bunlara sahip olmayanları aşağılamaktadır. Firavun’un bu karakteri nedeniyle, Allah’ın üstün ahlaklı elçilerinden biri olan Hz. Musa’ya bu bakış açısı ile bakarak gaflete düştüğü Kuran'da şöyle bildirilmektedir: 

"Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı; dedi ki: "Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz? Yoksa ben, şundan daha hayırlı değil miyim ki o, aşağı (sınıftan) bir zavallı ve neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir." (Zuhruf Suresi, 51-52) 

Ayetlerde bildirildiği üzere, Firavun yalnızca kendi fikirlerine ve aklına güvenen, baskıcı karaktere sahip bir yöneticidir. Kavmini yönlendirmek, onları peşinden sürüklemek ve saptırmak isteyen Firavun, fikirlerinden o kadar emindir ki yanlış yolda olduğuna ihtimal dahi vermemiştir. Enaniyetli kişilerin en belirgin özelliği olan bu duruma, günümüz toplumlarında da sık sık rastlanabilmektedir. Enaniyetli kişiler, kendilerine aşırı derecede güvenen ve kendilerinden daha iyi bilen biri olduğunu asla kabul etmeyen insanlardır. Ayrıca kendi hayatlarını kendilerinin kontrol edebildiğine inanan bu kişiler, Yüce Allah'ın kendi hayatlarındaki tek hakim kuvvet olduğu gerçeğini de kabul edemezler. Bu nedenle de iman edip ibadette bulunmak, Kuran ahlakını uygulamak nefislerine zor gelir. 

Mucizelere Karşı Duyarsız ve Umursuzdurlar 

Enaniyetin insanı sürüklediği en büyük hata, -Firavun karakterinde de görüldüğü üzere- Yüce Allah'ın varlığının delillerini görmezlikten ve anlamazlıktan gelmektir. Hz. Musa kendisine Allah’ın varlığını ve birliğini tebliğ ettiğinde, Firavun iman etmek yerine Hz. Musa ile mücadele içine girmeyi tercih etmiştir. Fakat güvendiği kişilerin Hz. Musa’nın mucizeleri karşısında iman etmeleri sonucunda mücadeleyi kaybetmiş, ancak buna bizzat tanıklık etmesine rağmen bu mucizeyi de görmezlikten gelmiştir. Firavun’un bu durumu ayetlerde şu şekilde bildirilmiştir: 

"Ve sihirbazlar secdeye kapandılar. Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler. Musa'nın ve Harun'un Rabbine.. Firavun: "Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Mutlaka bu, halkı buradan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz. Muhakkak ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi idam edeceğim." (Araf Suresi, 120-124) 

Ayette bildirilen "...ben size izin vermeden..." sözü, Firavun’un sahip olduğu kibirin başka bir göstergesidir. Kavmindeki insanların iman ederken bile önce kendisinden izin alması gerektiğini düşünen Firavun, gerçekte büyük bir şuursuzluk sergilemekte ve Yüce Rabbimiz’in büyüklüğünü takdir edememektedir. (Yüce Allah’ı tenzih ederiz.) Enaniyeti dolayısıyla Allah'ın varlığını kabul etmek istemeyen Firavun gibi, bugün yaşayan birçok iman etmeyen insan da aynı karakter bozukluğundan dolayı Allah’ın büyüklüğünü idrak edememektedirler. (Allah’ı tenzih ederiz) 

Alaycıdırlar

Yüce Allah’ın, "…kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline."(Hümeze Suresi, 1) ayetiyle Kuran ahlakına uymayan bir davranış olarak bildirdiği alaycılık, Firavun döneminde yalnızca Firavun tarafından değil, önde gelen çevresi tarafından da sergilenen bir davranış bozukluğu olmuştur. İçlerindeki büyüklük arzusu, Allah'ın elçisini tanımalarını ve ona itaat etmelerini engellediği için, kendilerince akılsız bir alay etme cesaretinde bulunmuşlardır. (Zuhruf Suresi,46-47) Hem insanların fiziki özellikleriyle hem de kendi halkıyla alay eden bir karaktere sahip olan Firavun’un bu son derece çirkin tavrı ise bir ayette şu şekilde bildirilmektedir: 

"Yoksa ben, şundan daha hayırlı değil miyim ki o, aşağı (sınıftan) bir zavallı ve neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir." (Zuhruf Suresi, 52) 

İnsanların fiziki kusurlarıyla veya sosyal konumlarıyla alay etmek, alaycı kişilerin kendilerini yüceltmek için kullandıkları çok zalimce bir yöntemdir. Bu tür bir davranış gösteren basit insanların çoğunun amacı, çevrelerindeki insanların eksikliklerine dikkat çekerek, kendisinin bu tip eksiklikleri olmadığını ve dolayısıyla diğer insanlara göre üstün niteliklere sahip olduğunu vurgulamaktır. Oysa bu, Allah'ın çirkin gördüğü ve Kuran ahlakının hakim olmadığı toplumlarda yaygın olarak görülen bir tavır bozukluğudur. 

Kuran ahlakına uygun olan tavır; her zaman kişinin karşısındakini onore etmesi, hoşuna gidecek güzel sözler söylemesi ve her ne kadar kusuru olursa olsun iyi ve nitelikli yönlerini ön plana çıkarmasıdır. 

Kendi Çıkarlarını Daima Ön Planda Tutarlar 

Firavun karakterinin en belirgin özelliklerinden biri de insanlarla olan ilişkilerinin sevgiye ve dostluğa değil, kendi çıkarlarına dayalı olmasıdır. Hiçbir insana değer vermeyen birinin arkadaşlığı ve beraberliği, ancak karşısındaki kişilerden elde edeceği menfaate göre belirlenir. Örneğin Firavun hiçbir gerçek dostu olmayan yalnız bir insandır. Kendisinden başka hiç kimseye değer vermediğinden dolayı, çevresindeki insanları sadece çıkarlarına hizmet ettikleri için yanında tutmaktadır. Kendi çıkarcı düşüncesine göre yakınındaki kişiler, halkı ve onun dünyasında bulunan herkes yalnızca ona hizmet etmek için vardır. Firavunun karakterindeki bu özellik, günümüzde yaşayan iman etmeyen insanların çoğunda görülen ve pek çok kişinin de doğal bir özellik olarak benimsediği bir davranış bozukluğudur. Bu nedenle de, bu tür insanların büyük çoğunluğu evliliklerinde, arkadaşlıklarında, ortaklıklarında seçimlerini güzel ahlakı temel alarak değil çıkarları doğrultusunda yaparlar. Bu bozuk ahlak özelliklerinden kurtulmak ise, ancak karşısındaki insanı yalnızca ahlakına göre değerlendiren ve dünyevi hiçbir değere sahip olmasa bile sadece imanından dolayı birbirine sevgi ve saygı duymayı gerektiren İslam ahlakı ile mümkündür.

Dünya Malına Tutkuyla Bağlıdırlar

Firavun'un en belirgin özelliklerinden bir diğeri ise, yalnızca maddi değerlere önem vererek bunları put edinmesidir. Sahip olduğu bozuk mantık nedeniyle olayları akılcı değerlendirememiş, dolayısıyla da Yüce Allah’ın üstünlüğünü ve Hz. Musa'nın seçilmiş bir elçi olduğunu kavrayamamıştır. Bunun nedeni ise yalnızca mal, güç ve iktidar gibi dünyevi birtakım değerleri üstünlüğün ölçüsü olarak görmesidir. Firavun'un bu bozuk mantığı, Kuran'da şöyle bildirilmiştir: 

"Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı: dedi ki: Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz? Yoksa ben, şundan daha hayırlı değil miyim ki, o, aşağı (sınıftan) bir zavallı ve neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir. Bu durumda (eğer doğruysa), üzerine altından bilezikler atılmalı ya da yakınında yer almış vaziyette onunla birlikte melekler gelmeli değil miydi?"(Zuhruf Suresi, 51-53) 

Mısır'ın en zengin kişisi olan Firavun’un en büyük yanılgısı, bu zenginliğin Allah'tan bir lütuf olduğunu kavrayamamış olmasıdır. Servetinin gerçek sahibinin Yüce Allah olduğunu unutmuş, bu serveti kendisine mâl etmeye kalkmıştır. 

Mülkünün kendisine üstünlük kazandırdığını, kendisini ölümden koruyacağını düşünmüştür. Bu nedenle Firavun'un karakterindeki en belirgin özellik, fikren karşı tarafa üstün gelebilecek bir akla sahip olmadığı için sürekli zenginliğini gündeme getirmeye, bu zenginlikle karşı tarafta hayranlık uyandırmaya çalışmasıdır. Nitekim kavmindeki birtakım insanlar üzerinde de etkili olmuştur. Ancak Hz. Musa onu alemlerin Rabbi olan Allah'a iman etmeye davet ettiğinde, o büyüklenerek karşı çıkıp iman etmemekte direterek çok büyük bir yanılgıya düşmüştür. Firavun’un sahip olduğu bu kötü ahlak nedeniyle de Rabbimiz, onu ve ordusunu suda boğarak helak etmiştir. (Bakara Suresi, 50)

Firavun’un Sonu Tüm İnsanlık İçin Bir İbrettir 

Firavun, tarih boyunca yaşamış olan enaniyetli insanların en önde gelenlerinden biridir. Tüm tavırlarında kendisine şeytanı örnek alan Firavun, şeytan gibi yaptıklarının sonucunu görülmemiş bir aşağılanma ile almıştır. Üstelik bu öylesine bir aşağılanma olmuştur ki, sadece kendi nesline karşı küçük düşmemiş, Yüce Allah onu kıyamete kadar tüm insanlık için bir ibret vesilesi kılmıştır. Kuran'da Firavun'un ibret verici sonu şu şekilde bildirilmektedir: 

"Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğullarının kendisine inandığı (İlah’tan) başka İlah olmadığına inandım ve ben de Müslümanlardanım" dedi. Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu,Bizim ayetlerimizden habersizdirler."(Yunus Suresi, 90-92) 

Yüce Allah'ın, enaniyet ve kibiri nedeniyle Firavun’u böyle bir sona uğratması herkesin ibret alması gereken bir olaydır. Hayatları boyunca Kuran ahlakını yaşamaya çalışan müminler, Allah’ın sakındırdığı Firavun karakterini üzerlerinde barındırmaktan titizlikle kaçınırlar. Bu yüzden de gaflet nedeniyle olabilecek benzer özelliklerinden arınmak için çok ciddi bir gayret sarf ederler. Çünkü müminler birçok güzel özelliği bulunan bir insanın, örneğin Kuran ahlakına uymayan alaycı bir konuşma üslubuna sahip olduğunda, ahirette bundan sorumlu olacağını bilirler. Dolayısıyla da kendi ahlaklarının, tüm detaylarıyla "Bu (Kuran) insanlar için bir beyan, sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür." (Al-i İmran Suresi, 138) ayetiyle övülen Kuran’da bildirilen üstün ahlaka uyması için ellerinden geleni yaparlar.

Yüce Allah Kuran’ın, tüm insanları "karanlıklardan nura çıkaracak bir hidayet, bir rahmet ve müjde" olduğunu bildirmiştir. Rabbimiz Kuran ayetleriyle insanlara yaşamları boyunca karşılaşabilecekleri her konuda kendilerini kurtuluşa ulaştıracak doğru yolu göstermiştir. Daimi bir huzur, mutluluk ve güzel bir hayat yaşayabilmelerinin, nimete kavuşabilmelerinin bilgisini vermiştir.

SON YAZILARI

Cemaat ve Tarikat şimdiki zaman ASALET NERDE OLUR FİKİR NAMUSU VE GAZETECİLİK Yaşamak veya Ölmek Türkiye ye Format Atmak Sahtekar Münafıklar.. Kuruyunca Sularsın, Uzayınca Budarsın.. Sermayesi Hırsızlık olanın İflasın Eşiğindekiler... FİRAVUN HASTALIĞI

YORUMLAR

KÖŞE YAZARLARI

Flash Haberler

Copyright © 2010 HABERDINAMIK.COM